Ülkemizde Klinik Nörofizyoloji 1950 li yıllarda elektroensefalografi (EEG) nin Türkiye’ye getirilmesiyle başlamıştır. Bu konuda öncülüğü İstanbul Üniversitesi Nöroloji kliniğine önce Paris’te Fischgold, daha sonra da Montreal Nöroloji Enstitüsü’nden Penfield ve Jasper’ın yanında yetişerek gelen Prof. Dr. Kenan Tükel yapmıştır. Aynı yıllarda Ankara Gülhane Nöroloji kliniğinde Prof. Dr. Selahattin Doğulu EEG çalışmalarını başlatmıştır.
Yöntem 1960 lı yıllara gelince ülke çapında biraz daha yaygınlaşmıştır. Harvard’da Robert Schwab’ın yanında eğitim gören Dr. Ali İhsan Şahinalp ülkeye dönerek SSK Ankara Hastanesinde laboratuar kurmuştur. Ben bizzat Dr. Şahinalp’ın yanında çalışıp, EEG konusundaki yetkinliğini yakından izleme fırsatı bulmuştum. SSK Ankara hastanesinin yoğun sigortalı akışına yeterli bir hizmet veren büyük bir EEG laboratuarı vardı. Günde 30 civarında trase çekilir ve Dr. Şahinalp bunların tümünü bir oturumda, kısa sayılabilecek bir süre içinde okurdu. Yorumları oldukça isabetliydi. Yorum yaparken o kadar rahat ve güvenliydi ki, bir yandan sigarasını içerken diğer taraftan öğrencileriyle sohbet ederdi.
Yine, Montreal Nöroloji Enstitü’sünde Casper ve Gloor ile çalışan Prof. Dr. Orhan Kalabay, Ankara Hacettepe Üniversite’sinde bir EEG laboratuarı kurup, bu laboratuarı büyük bir dikkat ve titizlikle geliştirmiştir. Prof. Kalabay da hocamdı. Laboratuarda disiplinli bir çalışma ve mükemmel bir arşiv sistemi vardı. Modern yöntemlerle son derece ayrıntılı ve doğru bir raporlama yapılırdı.
Aynı yıllarda İzmirde Prof. Dr. Ahmet Satoğlu da Ege Üniversitesi’nde EEG laboratuarı kurmuştur. Kanımca EEG yöntemi 1970 i yıllarda altın çağını yaşamıştır. Bu dönemde benim de Nöroloji asistanı olduğum sıralarda CT, şimdiki MR dan çok daha zor erişilen bir inceleme olduğundan dolayı, EEG birçok olguda kraniyal inceleme yöntemi olarak tercih edilirdi. Randevusu birkaç aya uzanırdı.
Modern monitorizasyon yöntemlerinin de başlamasıyla EEG, 1990 lı yıllardan itibaren polikliniklerdeki laboratuarlardan çıkıp, Nöroloji Kliniklerinde de yerini almış ve yatan hastaların incelenmesinde kullanılmaya başlamıştır. Bu sayede epilepsi merkezleri ülkemizde gelişmeye başlamıştır.
Elektromyografi (EMG)' nin gelişimi ise daha geç olmuştur. Ülkemizde ilk EMG çalışmaları, 1960 lı yıllarda Derneğimizin kurucusu Prof. Dr. Cumhur Ertekin tarafından Ege Üniversitesi’nde yapılmıştır. Prof. Ertekin’in çalıştığı ilk cihaz bugün hala Nöroloji kliniğinde hayret verici olarak iyi bir durumda saklanmakta ve Nöroloji tarihine ışık tutmaktadır. Prof. Ertekin daha sonra İskandinavya’da Fritz Buchtal ile çalışarak yurda dönmüş ve ülkemizde EMG ye büyük bir ivme kazandırmıştır. Temel fizyopatolojik mekanizmaları derin bir içgörüyle yakalamayı bilmiş ve bunları olağanüstü bir çalışkanlık ve çok akıcı, anlaşılır,aynı zamanda sürükleyici bir ifadeyle ülkemizde ve uluslararası birinci sınıf dergilerde yayın haline getirmiştir.
Prof. Ertekin, konsantrik iğne elektrodunu beynin işlevlerini açığa çıkartan bir anahtar olarak görür. Bilgim dahilinde, ülkemizde Nöroloji uzmanları arasında uluslararası literatürde bulunan yayın sayısı açısından açık ara ile önde gitmektedir. Ülkeye çok kıymetli bilim adamları kazandırmıştır. Aynı dönemlerde İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aynur Baslo, Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Korkut Yaltkaya ve Ankara Gülhane’den Prof. Dr. Muzaffer Yardım yine İskandinavya’da yetişerek yurda dönmüşlerdir. Bu bilim adamları, bir çok öğrenci yetiştirip EMG nin yaygınlaşmasında büyük katkılarda bulunmuşlardır.
Amerika’dan yetişenlerin öncülüğünü ise halen Türkiye Kas Hastalıkları Derneği Başkanı olan Prof. Dr. Coşkun Özdemir yapmıştır. Prof. Özdemir, Harvard’da Dr. Robert Young ile çalışarak nöromusküler ileti literatüründe sayısız atıf alan ardısıra sinir uyarım çalışmalarını ortaya koymuştur. EMG 1980 li yıllarda yaygınlaşmaya başlamış ve artık günümüzde Nöroloji bölümlerinde, tüm diğer branşlara da tanı hizmeti veren vazgeçilmez bir laboratuar unsuru oluşturmuştur.
Yine 1980 li yıllardan itibaren EMG ile uğraşanlar duyusal uyarılmış potansiyelleri de yapmaya başlamışlar ve 1990 dan itibaren de motor uyarılmış potansiyeller kullanıma girmiştir.
Bu gelişmeler doğrultusunda Klinik Nörofizyologlar 1960 lı yılların sonunda EEG oryantasyonlu bir Dernek oluşturmuşlardır. Ancak bu Derneğin etkinliği 12 Eylül 1980 de yapılan askeri müdahaleyle ortadan kalkmıştır. Klinik Nörofizyologlar 1977 den itibaren düzenli toplantılar gerçekleştirmişlerdir. Bunların ilki Ege Üniversitesi’nde yapılmıştır. Günümüze kadar bu toplantılar düzenli olarak toplam 17 kez tekrarlanmıştır.
Merkezi İzmir’de olan Klinik Nörofizyoloji EEG-EMG Derneği, 1991 de Prof. Dr. Cumhur Ertekin başkanlığında kurulmuştur. Böylece Klinik Nörofizyologlar yine bir çatı altında toplanmışlardır. Prof. Ertekin yurt çapında Dernek Şubelerinin de kuruluşunu teşvik etmiş ve büyük illerimizde aktif çalışan Şubeler oluşturulmuştur. Kayseri Göreme’ de gerçekleşen 1992 toplantısından itibaren son 7 toplantıyı Derneğimiz gerçekleştirmiştir. Giderek büyük üniversitelerde Nöroloji Anabilim Dalı içersinde Klinik Nörofizyoloji Bilim dalları YÖK onayıyla kurulmaya başlamıştır.
Ülkemizde Klinik Nörofizyoloji sadece Nöroloji uzmanlarının değil, diğer branşların da yoğun ilgisini çekmiştir. Başta Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon olmak üzere Nöroşirürji, Biyofizik ve Fizyoloji branşlarında da bu konuda çalışmalar yapılmaktadır. Bu branşlardan uzmanlar Derneğimizi kuruluş aşamasında büyük ölçüde desteklemişlerdir. Bu sayede Derneğimiz Türkiye Klinik Nörofizyologlarını temsil eder hale gelmiş ve uluslararası camia tarafından da ülkemizde tek muhatap olarak görülmeye başlanmıştır.
Derneğimiz 2908 sayılı kanun hükümlerine göre yasal işlemlerini tamamlayarak 18. 5. 2001 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla isminin başında “Türkiye “ kelimesini kullanma izni almış ve Uluslararası Klinik Nörofizyoloji Federasyonuna resmen üye olmaya hak kazanmıştır. Bu aşamadan sonra ulusal ve uluslararası düzeyde etkinliklerimiz artarak sürecektir.
İlgili Google Reklamları